28/02/2025 13:50:10 - 24/03/2025 13:50:10 - 48 Okunma

Giriş

Küresel ısınma ve iklim değişikliği, dünya genelinde giderek artan bir tehdit haline gelmiştir. Fosil yakıtların aşırı kullanımı, ormansızlaşma ve sanayileşme gibi insan faaliyetleri, atmosferde sera gazlarının birikmesine neden olarak gezegenin sıcaklığını artırmaktadır. Bu durum, iklim dengesizliklerine yol açarak kuraklık, aşırı hava olayları ve deniz seviyesinin yükselmesi gibi çevresel felaketleri tetiklemektedir.

Bu süreç, tarımsal üretimi doğrudan etkilemekte, artan sıcaklıklar, su kıtlığı, toprak verimliliğinin azalması ve mevsim normallerinin dışında seyreden hava olayları nedeniyle tarım alanlarının daralmasına ve üretim verimliliğinin düşmesine yol açmaktadır. Yüksek sıcaklıklar, bitkilerin fotosentez süreçlerini olumsuz etkileyerek büyüme ve verim kaybına neden olurken, yağış düzensizlikleri tarım için gerekli su kaynaklarını tahmin etmeyi zorlaştırmaktadır. Kısa süreli yoğun yağışlar ise toprak erozyonuna yol açarak verimli üst toprağın kaybına neden olmakta ve bu durum, ekim ve hasat dönemlerinde belirsizlikler yaratmaktadır. Ayrıca, tarım alanlarında kullanılan pestisitler ve suni gübreler, yoğun yağışlarla birlikte yüzey sularına karışarak su kaynaklarının kirlenmesine ve ekosistemlerin zarar görmesine neden olmaktadır.

Bu değişken ve zorlu koşullar karşısında geleneksel tarım yöntemlerinden beklenen verim alınamamaktadır. Kimyasal gübre ve pestisit kullanımına dayalı uygulamalar, toprak sağlığını ve biyolojik çeşitliliği olumsuz etkileyerek uzun vadede sürdürülebilirliği tehdit etmektedir. Tarımsal üretimi sürdürebilmek için geliştirilen modern tarım yöntemleri, belirli ölçüde çözüm sunarken, yüksek maliyetleri ve adaptasyon zorlukları nedeniyle geniş ölçekli tarım alanlarına uygulanabilirliğini zorlaştırmaktadır. Damlama sulama, suyun verimli kullanımını sağlayarak kuraklık riskini azaltırken, dikey tarım, sınırlı tarım arazisi sorununu çözmeye çalışmakta ve bitkilerin katmanlı sistemlerde yetiştirilmesini sağlayarak daha az alan kullanımıyla daha yüksek verim elde edilmesine imkân tanımaktadır. Kapalı alanlarda uygulandığında ışık, sıcaklık ve su gibi temel unsurlar kontrollü bir şekilde sağlanarak optimum büyüme koşulları yaratılmaktadır. Bu sayede tarımsal üretim, kentsel alanlarda ve iklim koşullarının elverişsiz olduğu bölgelerde bile sürdürülebilmektedir. Hidroponik sistemler, su kullanımını minimize ederek verimliliği artırmakta ve daha çok kapalı alanlarda topraksız tarım için kullanılmaktadır. Bu sistemde, bitkilerin besin ihtiyaçları doğrudan su yoluyla sağlanırken, doğal toprak ortamının yerini kontrollü bir besin solüsyonu almaktadır. Bitkilerin steril bir ortamda yetiştirilmesi sayesinde pestisit gibi tarım ilaçlarına duyulan ihtiyaç ortadan kalkmakta, böylece daha sağlıklı ve güvenli üretim mümkün hale gelmektedir. Akıllı tarım uygulamaları ise sensörler ve veri analitiği ile tarımsal girdilerin daha etkin kullanılmasını sağlamaktadır. Geniş tarım alanlarında uygulanabilirlik açısından değerlendirildiğinde, yukarıda bahsedilen yöntemlerin uygulanabilirliği sınırlı olmakta, yüksek maliyetleri, altyapı gereksinimleri ve bölgesel adaptasyon zorlukları nedeniyle büyük ölçekli tarımsal üretimde istenen verimi sağlayamamaktadırlar.

Bu noktada rejeneratif tarım, geniş alanlara yayılabilme potansiyeline sahip, düşük girdili ve doğa dostu bir alternatif olarak öne çıkmaktadır. Toprak sağlığını iyileştirerek ekosistemleri yeniden canlandırmayı hedefleyen bu yöntem, organik madde oranını artırarak toprağın karbon tutma kapasitesini güçlendirmekte ve biyoçeşitliliği teşvik etmektedir. Örtü bitkileri kullanımı, toprağı işlemeyi azaltma, doğal gübreleme yöntemleri ve çoklu ekim sistemleri gibi uygulamalar, rejeneratif tarımın temel unsurlarını oluşturmaktadır. Bu yaklaşım, tarımsal faaliyetlerin iklim değişikliğine karşı daha dirençli hale gelmesini sağlarken, tarımsal girdi maliyetlerini düşürmekte, ekosistem dengesini koruyarak uzun vadeli sürdürülebilirliği desteklemektedir.

Çevreyle Bütünleşen Doğa Dostu Tarım Yaklaşımı: Rejeneratif Tarım

Rejeneratif tarım, sürdürülebilir tarım yöntemlerine duyulan ihtiyacın giderek arttığı bir dönemde ortaya çıkmıştır. Geleneksel tarım yöntemleri, kimyasal gübreler, pestisitler ve yoğun toprak işleme uygulamaları nedeniyle toprak sağlığını olumsuz etkileyerek uzun vadede verimliliğin düşmesine yol açmaktadır. Kimyasal gübreler, başlangıçta bitkilerin besin ihtiyacını karşılasa da, zamanla toprakta dengesizliklere neden olarak, örneğin tuz birikimine yol açarak bitkilerin su alımını zorlaştırmakta ve verim kaybına sebep olmaktadır. Aynı zamanda topraktaki pH seviyesini değiştirerek besin elementlerinin dengesiz dağılımına neden olmakta ve topraktaki faydalı mikroorganizmaların yaşam koşullarını olumsuz etkilemektedir. Pestisit kullanımı, zararlıları kontrol altına almayı amaçlarken, faydalı organizmaların da zarar görmesine ve toprak biyolojik çeşitliliğinin azalmasına yol açmaktadır. Toprağın biyolojik çeşitliliği, tarımsal üretimde verimlilik ve dayanıklılık açısından kritik bir rol oynamaktadır. Farklı mikroorganizmalar, topraktaki besin döngüsünü destekleyerek bitkilerin gerekli mineralleri almasını sağlamakta, organik maddenin parçalanmasına ve toprak yapısının iyileştirilmesine yardımcı olmaktadır. Ancak biyolojik çeşitliliğin azalması, toprağın besin maddesi açısından fakirleşmesine, hastalıklara ve zararlılara karşı daha hassas hale gelmesine neden olmaktadır. Örneğin, faydalı mantar ve bakterilerin azalması, toprakta simbiyotik ilişkiler kurarak bitkilerin su ve besin alımını artıran süreçlerin sekteye uğramasına yol açabilir. Aynı şekilde, solucanlar ve diğer toprak organizmalarının azalması, toprağın havalanmasını ve su geçirgenliğini olumsuz etkileyerek kök gelişimini engelleyebilir. Bu durum, uzun vadede tarımsal üretimin azalmasına ve daha fazla dış girdiye bağımlılığa sebep olmaktadır. Yoğun toprak işleme, toprağın yapısını bozarak erozyonu hızlandırmakta, su tutma kapasitesini düşürmekte ve organik madde kaybına sebep olmaktadır. Bu faktörlerin birleşimi, tarımsal üretimin sürdürülebilirliğini tehdit ederek uzun vadede toprak verimliliğinin azalmasına ve çiftçilerin daha fazla kimyasal kullanmaya bağımlı hale gelmesine neden olmaktadır. Bu durum, giderek kötüleşen iklim krizi ve artan maliyetler ve azalan tarımsal verimlilik göz önünde bulundurulduğunda, alternatif ve daha sürdürülebilir tarım yaklaşımlarını zorunlu hale getirmiştir. Rejeneratif tarım, sadece toprağın korunmasını değil, aynı zamanda ekosistemlerin iyileştirilmesini ve toprak sağlığının yeniden canlandırılmasını hedefleyerek bu ihtiyaca cevap vermektedir.

Rejeneratif tarım, toprak ekosistemini iyileştirerek, mümkün olan en az tarımsal girdi ile değişken iklim koşullarına dayanıklı tarımsal faaliyetleri mümkün kılarken aynı zamanda iş gücü, suni gübre kullanımı, toprak işleme, pestisit gibi yüksek maliyetlerin azalmasını sağlayarak çiftçiler açısından avantaj sağlamaktadır.

Geleneksel tarım yöntemleri ile karşılaştırıldığında, geleneksel yöntemler çoğunlukla kısa vadeli verim artışına odaklanırken, rejeneratif tarım uzun vadede toprağın verimli kalmasını sağlayarak üretim sürekliliğini garanti altına alır. Toprağı minimum düzeyde işleme, organik madde kullanımını teşvik etme ve ekosistem odaklı yönetim anlayışı ile rejeneratif tarım, tarımsal faaliyetleri daha dayanıklı hale getirerek çiftçilerin değişen iklim koşullarına uyum sağlamasına yardımcı olmaktadır. Bu nedenle, rejeneratif tarım, hem çevresel hem de ekonomik sürdürülebilirliği destekleyen bir yaklaşım olarak öne çıkmaktadır.

Rejeneratif Tarım Uygulama Yöntemleri

Rejeneratif tarım, tarım uygulamalarını ekosistem dostu bir yaklaşımla yeniden düzenlemeyi amaçlayan bir sistemdir. Bu yöntemin temelinde, toprağın biyolojik çeşitliliğini artırarak karbon tutma kapasitesini güçlendirmek, su döngüsünü iyileştirmek ve doğal ekosistemlerle uyumlu bir üretim modeli oluşturmak yer almaktadır. Bu hedef doğrultunda rejeneratif tarımın temel ilkeleri örtü bitkileri kullanmak, toprak işlemeyi en aza indirmek, doğal gübreleme yöntemleri kullanmak, ürün rotasyon ve çoklu ekim yapmak olarak belirlenmiştir.

Örtü bitkileri, hasattan sonra veya ekimle birlikte ekilen, toprak yüzeyini örterek toprak erozyonunu önleyen, toprak yapısını iyileştiren ve besin maddelerini geri dönüştüren bitkilerdir. Örtü bitkileri, rüzgar ve yağmurun toprağı aşındırmasını önler. Kökleri toprakta su ve havanın daha iyi hareket etmesini sağlayarak toprağı iyileştirir. Topraktaki fazla besin maddelerini emerek bunların yağışlar sırasında topraktan yıkanmasını engeller, daha sonra ayrışarak bu besin maddelerini toprağa geri verirler. Örtü bitkileri hızlı büyüyerek yabancı otların büyümesini engeller ve böylece herbisit kullanımını azaltır. Örtü bitkileri toprağın su tutma kapasitesini arttırmaktadır. Bu, özellikle kurak dönemlerde ekinlerin daha dirençli olmasını sağlar. Toprağın doğrudan güneş ışınlarına maruz kalmasını engelleyerek sıcaklık değişimlerini dengeler. Böylece mikroorganizma faaliyetlerini destekler ve biyoçeşitliliğin korunmasına katkı sağlar. Böylece, toprak verimliliği korunur ve sürdürülebilir tarım uygulamaları desteklenmiş olur.

Minimum toprak işleme, toprak yapısını ve sağlığını korumak amacıyla yapılan, toprağı mümkün olduğunca az bozarak gerçekleştirilen bir uygulamadır. Bu, geleneksel toprak işleme yöntemleriyle karşılaştırıldığında çok daha yüzeysel işlemlerin yapılmasını içerir. Toprağın yapısının bozulmaması, toprağın su ve hava geçirgenliğini arttırmakta ve erozyonu önlemektedir. Minimum toprak işleme, topraktaki organik maddenin ayrışmasını yavaşlatarak toprağın daha fazla karbon depolayabilmesine imkan verir. Depolanan karbon, iklim değişikliği etkilerini azaltmaya da yardımcı olmaktadır. Toprağın az işlenmesi, topraktaki mikroorganizmaların yaşam alanlarının korunmasını sağlayarak biyoçeşitliliğe destek olur, eko sistemin daha dengeli ve dirençli olmasını sağlar. Toprağın su tutma kapasitesinin arttırılarak kuraklığa karşı direncini yükseltir. Bu yaklaşım sayesinde çiftçiler, uzun vadede daha sağlıklı ve sürdürülebilir bir tarım sistemi oluşturabilirler.

Doğal gübreleme yöntemleri, organik maddelerin ve mikroorganizmaların kullanımını temel alarak toprağın besin döngüsünü destekleyen bir yaklaşımdır. Bu yöntem, hayvan gübresi, kompost, yeşil gübre ve biyolojik gübreler gibi doğal kaynakları kullanarak toprak verimliliğini artırmayı amaçlamaktadır. Sentetik kimyasalların kullanımını azaltarak topraktaki faydalı mikroorganizmaların yaşamasını destekler, toprak yapısının korunmasına katkı sağlar ve su tutma kapasitesini artırır. Aynı zamanda, kimyasal gübrelerin neden olduğu tuz birikimi ve toprak asitlenmesi gibi olumsuzlukları önleyerek sürdürülebilir tarımı teşvik eder. Bu sayede, toprak uzun vadede daha verimli hale gelir ve biyolojik çeşitlilik korunmuş olur.

Çoklu ekim sistemi, bir tarım alanında farklı bitki türlerinin bir arada yetiştirilmesi veya belirli zaman aralıklarında dönüşümlü olarak ekilmesi esasına dayanan bir tarım yöntemidir. Bu yöntem, monokültür tarımın aksine, ekosistem dengesini koruyarak toprak sağlığını iyileştirmeyi amaçlamaktadır. Çoklu ekim genellikle sıra ekimi, ardışık ekim veya polikültür şeklinde uygulanır. Örneğin, baklagillerle tahılların birlikte ekilmesi, toprağın azot içeriğini artırarak doğal gübreleme sağlar ve kimyasal gübre ihtiyacını azaltır. Aynı zamanda, kök sistemleri farklı derinliklerde olan bitkilerin bir arada yetiştirilmesi, topraktaki besin maddelerinin dengeli şekilde kullanılmasına yardımcı olur. Böylece, toprakta besin tükenmesi önlenir, su tutma kapasitesi artar ve tarımsal üretim sürdürülebilir hale gelir. Ayrıca, çoklu ekim sistemleri sayesinde farklı bitki türleri bir arada yetiştirilerek hastalık ve zararlılara karşı doğal bir koruma sağlanır. Farklı bitkilerin aynı alanda yetiştirilmesi, belirli zararlıları barındıran tek tip ekinlerin oluşturduğu cazibe merkezlerini ortadan kaldırarak zararlı popülasyonlarının artışını sınırlar. Örneğin, güçlü aromatik bileşenlere sahip bitkiler, belirli böcek türlerini uzak tutarak komşu ekinleri koruyabilir. Aynı zamanda, bazı bitkiler kök salgıları yoluyla zararlı organizmaları baskılayarak doğal bir savunma mekanizması oluşturur. Bunun yanı sıra, zararlı böceklerin tek bir tür üzerine yoğunlaşmasını önleyerek ekosistemde faydalı böceklerin varlığını teşvik eder, biyolojik mücadeleyi destekler ve kimyasal ilaç kullanımını azaltır. Bu yöntem, hem çevresel sürdürülebilirliği hem de tarımsal üretim verimliliğini artıran etkili bir yaklaşımdır. Hayvancılık ile bitkisel üretimin entegre edildiği agroekolojik sistemler de rejeneratif tarımın önemli bir parçasıdır. Bu yöntem, bitkisel atıkların geri dönüştürülerek toprağın besin değerinin korunmasını sağlar ve doğal döngünün devamlılığını destekler.

Rejeneratif tarım uygulamaları, sadece tarımsal verimliliği artırmakla kalmaz, aynı zamanda iklim değişikliğiyle mücadelede etkin bir rol oynar ve sürdürülebilir bir gıda sistemi oluşturulmasına katkı sunar.

Geleneksel Tarımdan Rejeneratif Tarıma Geçiş Süreci

Geleneksel tarımdan rejeneratif tarıma geçiş süreci, zaman, sabır ve dikkatli bir planlama gerektiren aşamalı bir süreçtir. Bu süreçte, toprak sağlığını iyileştirmeye, biyoçeşitliliği artırmaya ve daha sürdürülebilir bir tarım sistemi oluşturmaya odaklanılır. Rejeneratif tarım yaklaşımında, yalnızca hedef ürünün dikkate alındığı geleneksel tarım anlayışından farklı olarak tüm ekosistem bir bütün olarak ele alınmaktadır. Bu anlamda, tarım alanının ekolojik koşulları farklılık gösterebilir ve mevcut durumun anlaşılması için toprak analizlerinin yapılması, bitki örtüsünün incelenmesi, su kaynakları ve mevcut tarım uygulamalarının etkilerinin belirlenmesi gerekir. Rejeneratif tarım her bölgenin kendi koşullarına göre uyarlanabilen bir süreçtir. Başarılı geçiş için esnek olmak ve sürekli öğrenmeye açık olmak önemlidir.

Rejeneratif tarımda hedeflenen toprak organik maddesini arttırmak, toprağın su tutma kapasitesini geliştirmek, biyoçeşitliliği arttırmak, toprak işleme, pestisit ve suni gübre kullanımını ortadan kaldırarak girdi maliyetlerini en aza indirmek, verimi arttırmak ve değişen iklim koşullarına dirençli bir tarım alanı oluşturmak olmalıdır. Bu hedefe ulaşmada minimum toprak işleme, örtü bitkileri kullanma, çeşitili bitki rotasyonları uygulama, kompost ve organik maddelerden yararlanma, hayvan otlatma gibi çok çeşitli rejeneratif tarım uygulamalarından faydalanılır. Geçiş sürecinde düzenli olarak toprak sağlığını, bitki örtüsünü ve diğer önemli göstergeleri izlemek önemlidir. Bu veriler, uygulamaların etkinliğini değerlendirmek ve gerektiğinde ayarlamalar yapmak için kullanılır.

Rejeneratif tarımda pestisit, suni gübre ve toprak işleme maliyetleri ortadan kalkmakta buna karşılık toprağın iyileşme süreci olan bir kaç yıl boyunca hasat verimi düşük olabilmektedir. Buna karşılık uzun vadede sağlayacağı çevresel faydalarla birlikte çiftçilerin karlılığını ve tarım faaliyetlerinin sürdürülebilirliğini arttırmaktadır.

Sonuç

Rejeneratif tarım, küresel ısınma ve iklim değişikliği gibi tarımsal üretimi tehdit eden çevresel sorunlara karşı sürdürülebilir bir çözüm sunmaktadır. Geleneksel tarım yöntemleri, kimyasal gübreler, pestisitler ve yoğun toprak işleme gibi uygulamalar nedeniyle uzun vadede toprak verimliliğini düşürmekte ve ekosistem dengesini bozarak tarımsal üretimin sürdürülebilirliğini tehlikeye atmaktadır. Buna karşılık, rejeneratif tarım toprağın organik madde içeriğini artırarak biyolojik çeşitliliği korumakta, karbon tutma kapasitesini yükselterek iklim değişikliğiyle mücadelede etkin bir rol oynamakta ve su tutma kapasitesini geliştirerek kuraklık gibi olumsuzluklara karşı dayanıklılığı artırmaktadır.

Rejeneratif tarıma geçiş süreci, çiftçilerin uzun vadeli bir bakış açısıyla hareket etmelerini gerektirse de sağladığı ekolojik ve ekonomik avantajlar göz önüne alındığında büyük bir potansiyele sahiptir. Örtü bitkileri, minimum toprak işleme, doğal gübreleme ve çoklu ekim sistemleri gibi yöntemlerle toprak sağlığını iyileştiren bu yaklaşım, hem üreticilere hem de doğal çevreye fayda sağlayan yenilikçi bir tarım modelidir.

Gelecekte gıda güvenliği ve ekolojik sürdürülebilirlik açısından rejeneratif tarımın benimsenmesi giderek daha kritik hale gelecektir. Bu nedenle, çiftçilerin, politika yapıcıların ve tüketicilerin bilinçlenmesi ve bu sürdürülebilir tarım yöntemlerini desteklemesi, uzun vadede tarımsal üretimin sağlıklı ve verimli bir şekilde devam etmesine katkıda bulunacaktır.

Kaynaklar

Rejeneratif Tarım Gelecek Gadom Sektör Rapor

Facebook Twitter Google Plus
TOPRAKSIZ TARIM ÜZERİNE OTAĞ JEOTERMAL TARIMCILIK İLE TOPLANTI
22/12/2024     138 Okunma
Gıda Arzı Güvenliği ve Dijitalleşme Ortak Uygulama ve Araştırma Merkezi (GADOM), 19 Aralık 2024 tarihinde...
IEEE BLOCKCHAİN TÜRKİYE ULUSAL ZİRVESİNE KATILIM SAĞLADIK
30/12/2024     75 Okunma
IEEE Blockchain Türkiye Ulusal Zirvesi 2024, 26 Aralık 2024 tarihinde Bilgi Teknolojileri İletişim Kurumu...
GADOM ARAŞTIRMACILARI FUTUREFOODS ORTAKLIĞININ TANITIM WEBİNERİNE KATILDI
21/11/2024     105 Okunma
21 Kasım 2024 tarihinde, FutureFoodS Ortaklığı’nın ilk uluslararası çağrısına yönelik düzenlenen...
VALUE MAX- GIDA DEĞER ZİNCİRİNDE İNOVASYON TEKNİK KOMİTE ÇALIŞTAYINA KATILDIK
08/05/2023     98 Okunma
“VALUE-MAX, Gıda Değer Zinciri İnovasyonu Teknik Komite Toplantısı” 4 Mayıs 2023’te TÜGİP Gıda...
GADOM STRATEJİK HEDEFLER VE DEĞERLER ÇALIŞTAYI ORTAK ÜNİVERSİTELERİN KATILIMIYLA...
18/04/2023     103 Okunma
12 Nisan 2023 Çarşamba günü, Kırklareli Üniversitesi koordinatörlüğünde, Burdur Mehmet Akif Ersoy...
GADOM TÜSSİDE BİLGİLENDİRME TOPLANTISI DÜZENLENDİ
01/02/2023     283 Okunma
Yükseköğretim Kurulu’nun (YÖK) "Bölgesel Kalkınma Odaklı Misyon Farklılaşması ve İhtisaslaşma...
LİSANSLI DEPOCULUK VE GIDA DEPOLAMA ÜZERİNE HİKMET ÖZKAN İLE TOPLANTI
31/01/2023     104 Okunma
Gıda Arzı Güvenliği ve Dijitalleşme Ortak Uygulama ve Araştırma Merkezi (GADOM), 25 Ocak 2023 tarihinde...
TARIMIN ÖNEMİ VE GIDA ARZ GÜVENLİĞİ ÜZERİNE PROF. DR. MEHMET TOPAKCI İLE GÖRÜŞME
30/01/2023     154 Okunma
Akdeniz Üniversitesi Ziraat Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Mehmet Topakcı ile 25 Ocak 2023'te...
GIDA ARZ GÜVENLİĞİ İÇİN ÇİFTÇİLER VE TEKNOLOJİ GELİŞTİRİCİLER BİR ARADA
29/01/2023     101 Okunma
GADOM ve TÜBİTAK TÜSSİDE, Raşit Yılmaz (Hayrabolu Önder Çiftçi Danışmanlık Derneği) ve Korhan...
GIDA GÜVENLİĞİ VE ARZINDA KÜRESEL SORUNLAR: PROF. DR. NEVZAT ARTIK İLE GÖRÜŞME
30/11/2022     141 Okunma
Uluslararası Süt Ürünleri Federasyonu adına Prof. Dr. Nevzat Artık ile gerçekleştirilen görüşmede,...
TÜGİP ZİYARETİ
29/11/2022     330 Okunma
Gıda Arzı Güvenliği ve Dijitalleşme Ortak Uygulama ve Araştırma Merkezi (GADOM) vr Gıda Ar-Ge İnovasyon ve...
AKILLI TARIMDA DİJİTALLEŞME VE HASSAS ÇÖZÜMLER: ATİNA TARIM ÜNİVERSİTESİ İLE GÖRÜŞME
26/10/2022     71 Okunma
21 Ekim 2022 tarihinde Atina Tarım Üniversitesi'nden Michael-Gerasimos Koutsiaras ile yapılan görüşmede,...
“GADOM ADANA ÇALIŞTAYI” TAMAMLANDI
20/11/2022     422 Okunma
Üniversitemiz koordinatörlüğünde Burdur Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi ve Tekirdağ Namık Kemal...
GIDA GÜVENLİĞİ VE AKILLI SİSTEMLER: WAGENİNGEN ÜNİVERSİTESİ’NDEN PROF. DR. BEDİR TEKİNERDOĞAN...
13/11/2022     80 Okunma
31 Ekim 2022 tarihinde, Wageningen Üniversitesi’nden Prof. Dr. Bedir Tekinerdoğan ile gerçekleştirilen...
“GADOM ŞANLIURFA ÇALIŞTAYI” TAMAMLANDI
11/11/2022     226 Okunma
Üniversitemiz koordinatörlüğünde Burdur Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi ve Tekirdağ Namık Kemal...
GADOM KONYA ÇALIŞTAYI” TAMAMLANDI
07/11/2022     185 Okunma
Üniversitemiz koordinatörlüğünde Burdur Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi ve Tekirdağ Namık Kemal...
GIDA TEKNOLOJİLERİ VE DİJİTALLEŞME: DİGİTALFOODLAB İLE GÖRÜŞME
03/11/2022     64 Okunma
28 Ekim 2022 tarihinde, Fransa merkezli DigitalFoodLab danışmanlık merkezinden Matthieu Vincent ile...
TOPRAK İZLEME VE DİJİTALLEŞME: AGRİCİRCLE İLE GÖRÜŞME
30/10/2022     83 Okunma
19 Ekim 2022 tarihinde, AgriCircle şirketinden Dr. Onur Yüzügüllü ile gerçekleştirilen görüşmede, uydu...
“GADOM İZMİR ÇALIŞTAYI” GERÇEKLEŞTİRİLDİ
29/10/2022     199 Okunma
Üniversitemiz koordinatörlüğünde Burdur Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi ve Tekirdağ Namık Kemal...
Bilgi Yönetim Sistemi
Erasmus Koordinatörlüğü
Bologna Eşgüdüm Koordinatörlüğü
Elektronik Belge Yönetim Sistemi
Kütüphane ve Dokümantasyon Daire Başkanlığı
Performans Analiz Sistemi
Öğrenci E-posta Girişi
Personel E-posta Girişi
Trakya Üniversiteiler Birliği
Kalite Geliştirme Koordinatörlüğü
KLU Mezunlar Portalı
Öğrenci Bilgi Sistemi